Hukukun Üstünlüğü mü? Üstünlerin Hukuku mu?

Hukukun Üstünlüğü mü Üstünlerin Hukuku mu
Hukukun Üstünlüğü mü Üstünlerin Hukuku mu

İngiltere’nin ünlü yükseköğrenim kurumu University Of Reading Hukuk Fakültesi’ndeki akademisyenler tarafından İngiltere’deki göçmenler üzerinde 2018 yılında yapılan bir araştırmada; göçmenlerin İngiltere’ye göç etmesinin ilk beş sebebi arasında istisnasız ülkelerindeki adalet sisteminin çarpıklığı yer alıyor. Araştırmaya dahil olan Türk göçmenler ise maddi imkansızlıkların hemen ardından Türkiye’deki hukuk sisteminin yetersizliğinden söz ediyor.

Söz konusu üniversitenin yaptığı çalışmada, İngiltere’ye iltica etmek isteyen çeşitli ülke vatandaşlarının iltica nedeni olarak gösterdiği sebepler de hukuk temelli problemler olarak göze çarpıyor. Öyle ki özellikle ülkemiz vatandaşları tarafından yapılan iltica taleplerinin tamamı Türkiye’deki hukuksal sıkıntılarla alakalı olarak gösteriliyor.

Hukuk Sistemimiz İflas mı Ediyor?

Peki gerçekten ülkemizde adalet sistemi ile alakalı ciddi sorunlar var mı? Varsa bu sorunlar düzeltilebilir mi? Vatandaş olarak adaletin tecelli etmesi için yapılması gerekenler neler? Tüm bu sorunların cevabını almak için Tekcan Hukuk Bürosu kurucularından Avukat Melda Hanım’ın konuğu oluyoruz.

Türkçe EDU Blog: TEB

Avukat Hanım: AH

TEB: Melda Hanım merhaba. Öncelikle yoğun temponuz arasında bizi kırmayıp kabul ettiğiniz için minnettarız. Çok da fazla vaktinizi almadan hemen sorularımızı yöneltmek istiyoruz. Özellikle 2015 yılından sonra yargıda yaşanan malum istenmeyen olaylar neticesinde, halkın büyük bir çoğunluğunun hukuka olan güveninin zedelendiğini iddia eden çevreler var. Siz de bu konuda hemfikir misiniz? Yoksa abartıldığını mı düşünüyorsunuz?

AH: Size ve okuyucularınıza kucak dolusu sevgiler. Yoğun iş tempomdan kısa bir süre de olsa uzaklaşabilme fırsatı verdiğiniz için ben teşekkür ederim. Ama anlaşılan yine iş konuşacağız 😊 Öncelikle hukuk sistemimizde bazı aksaklıklar ve acil olarak giderilmesi gereken birtakım sıkıntılar olduğunu bir hukukçu olarak söyleyebilirim. Lakin “halkın büyük bir çoğunluğu” ifadesini kullanmak için sanırım yüksek katılımlı bir referandum düzenlemek gerekir.

TEB: Yani “aslında hukuksal yapıdan halk şikayetçi değil” diyorsunuz?

AH: Hayır. Sadece halkın büyük bir çoğunluğunun hukuksal sorunlardan bihaber olduğunu düşünüyorum.

TEB: Peki bu kanıya nereden vardınız? Yoksa demin bahsettiğiniz referandumu mu düzenlediniz? (Gülüşmeler)

AH: Hayır elbette. Müvekkillerimden biliyorum. Zira benim ve ofisimizdeki diğer meslektaşlarımızın mesaisinin büyük bir kısmı, profesyonel hukuksal destek almadığından dolayı dava süreçlerini içinden çıkılmaz hale getiren kişilerin hatalarını düzeltmekle geçiyor.

TEB: Aslında tam olarak anlamadım. Tam olarak ne demek istediniz?

AH: Hukuk uzmanlık isteyen bir alandır. Biz avukatlar bile belirli bir alanda ihtisaslaşmayı tercih ederiz. Daha evvel resmi bir dairenin önünden dahi geçmemiş kişiler, hukuksal destek almadan hukuk mücadelesi başlatınca; işler içinden çıkılmaz hale gelebiliyor. Aslına bakarsanız hukuk düzenindeki hantal yapının ve birtakım hataların en büyük müsebbibi profesyonel hukuk danışmanlığı almadan adliye yolunu tutan kişiler. Alanında uzman bir avukattan destek alındığında 4-5 celsede çözülebilecek olan bir dava, eksik hukuki bilgi neticesinde yıllarca sonuçsuz kalabiliyor.

TEB: İyi de mahkemede bir de hakim var. Neticede hakim 4-5 celsede bitebilecek bir davayı neden senelerce sürdürsün. Çok mu saçmaladım avukat hanım (Gülüşmeler)

AH: Estağfurullah. Saçmalamadınız ama bir hususu atladınız. Yargıçlar her ne kadar ihtisaslaşmış olsalar da her davaya ve her konuya hakim olmayabilirler. Üstelik bazı mahkemelerde 5 dakikada bir dava görüldüğünü düşünürsek, yargıçların mevzuya yeteri kadar hakim olamaması da abes karşılanamaz. Bu sebeple davayı karara götürecek unsurları en kısa yoldan mahkemeye sunmak gerekir. Bunu yapacak olan kişi de avukattır. Zira hakimin iş yükü nedeni ile 5 dakika ayırmak zorunda olduğu davaya avukat aylarca hazırlanmaktadır.

TEB: Konudan konuya geçmiş gibi olacağım ama sormazsam olmayacak. Benim çocukluğumda her adliyenin önünde daktilolu amcalar olurdu. Hatta önlerinde “dava dilekçesi yazılır” gibi levhası bulunurdu. Sahi ne oldu onlara?

AH: Arzuhalcileri diyorsunuz. Hukuk sektörünün kanayan yarasıdır maalesef bu kişiler. İşleri içinden çıkılmaz hale getirenler biraz da bu arkadaşlar. Aslına bakarsanız yaptıkları iş tamamen suç. Ama bir şekilde engellenemiyorlar. Daktiloların yerine printer cihazları geldi. Ama ne mantalitede ne de sisteme verdikleri zarar konusunda değişen bir şey olmadı.

TEB: Neden “kanayan yara” ifadesini kullandınız?

AH: Bu kişiler avukat değil, hukuk fakültesi mezunu değil, hatta bazılarının hukukla alakası bile yok. Özellikle arapsaçına dönen veya haklı tarafın hakkını alamaması ile sonuçlanan davalarda genelde bir arzuhalci parmağı vardır. Zira ilk dilekçe çok önemlidir. Eğer ilk dilekçeniz başarısız ise dava sürecinde bazı sorunların yaşanması kaçınılmazdır.

TEB: Melda Hanım son bir soru daha… Halkın diline pelesenk olmuş “adamını bulmalısın” deyimi hukuk için de geçerli mi?

AH: Evet, geçerli. Ama zannedildiği gibi illegal ya da etik olmayan bir “adamını bulmak” eyleminden bahsetmiyorum. Hukuksal yardım alacağınız kişinin bir avukat olmasını kastediyorum. Umuyorum ki bu coğrafyada da bir gün, diğer gelişmiş ülkelerde olduğu gibi herkesin düzenli hukuk danışmanlığı aldığı bir avukatı olacak. Zira tıpta koruyucu hekimlik ne kadar önemli ise hukukta hukuksal danışmanlık almak o kadar önemlidir. Önemli adımlardan evvel bir avukata danışmak, hukuki olarak zarar görmekten korur.

TEB: Avukat Hanım; tahammülünüz ve misafirperverliğiniz için çok teşekkür ederiz.